Akciğer Kanseri
Primer
Akciğer Kanseri
Akciğer Kanseri Epidemiyolojisi
Akciğer Kanserinin Yönetimi
Akciğer Metastatik Lezyonları
Soliter
Pulmoner Nodül
Masif
Hemoptizi
Uzmanlık Alanları
Akciğer Kanseri
Akciğer kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde sık görülen ve ölüm oranı yüksek bir kanser türüdür. Her yıl tanı konulan yeni kanser olgularının yaklaşık %12’si akciğer kanseri, kanser nedenli ölümlerin ise yaklaşık %20’si akciğer kanseri nedenlidir. Dünya genelinde erkeklerde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanserdir. Kadınlarda en sık meme kanseri görülse de, akciğer kanseri neredeyse meme kanseri kadar ölüme neden olur. Bu nedenle akciğer kanseri, kadınlar için de önemli bir sağlık sorunudur.
Akciğer kanserinin başlıca belirtileri; öksürük, nefes darlığı, balgam çıkarma, kanlı balgam, sırt ağrısı ve göğüs ağrısıdır. Ne yazık ki hastaların büyük bir kısmı sigara içicisi olduğu için bu yakınmaların sigaraya bağlı olduğunu düşünür ve hastaneye başvurmayı geciktirir.
Özellikle inatçı öksürük, balgamda kan, geçmeyen sırt veya omuz ağrısı ve artan nefes darlığı varsa; bu kişi 50–60 yaşlarında ve sigara içiyorsa, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.
Akciğer kanseri yalnızca akciğerde değil, diğer organlara da yayılabilir. Bu nedenle nedensiz kilo kaybı, halsizlik, iştahsızlık, geçmeyen baş ağrısı veya kemik ağrısı gibi şikayetler varsa, gecikmeden doktora başvurulmalıdır.
Akciğer kanserinin en önemli özelliği, önlenebilir bir kanser olmasıdır. Çünkü olguların yaklaşık %80’inden sigara sorumludur. Sigaranın bırakılması, akciğer kanseri riskini büyük ölçüde azaltır.
Sigara dumanında 6000–7000’den fazla kanserojen madde bulunur. Bu maddelerin uzun süre solunması, akciğer hücrelerinde hasara ve zamanla akciğer kanseri gelişimine neden olabilir.
Akciğer kanseri erken evrede saptanırsa, cerrahi tedavi en etkili yöntemdir. İleri evrelerde ise kemoterapi ve radyoterapi uygulanabilir ve uygun hastalarda cerrahi tedavi eklenebilir.
Küçük hücreli akciğer kanserinde ise, hastaların büyük çoğunluğunda cerrahinin yeri yoktur.
Akciğer Kanseri Hakkında Sorular
Akciğer kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde sık görülen, ölümcül kanser türlerinden biridir. Her yıl tanı konulan yeni kanser olgularının yaklaşık %12’sini akciğer kanseri oluştururken, kanser nedenli ölümlerin yaklaşık %20’si akciğer kanseri nedeniyle gerçekleşmektedir.
Dünya genelinde erkeklerde akciğer kanseri, en sık görülen kanser türüdür (%14) ve aynı zamanda kanser nedenli ölümlerin en önemli nedenidir (%22). Kadınlarda ise en sık görülen kanser türü meme kanseridir (%24). Ancak akciğer kanseri de kadınlarda neredeyse meme kanseri kadar ölüme neden olmakta; kadınlarda kanser ölümlerinin yaklaşık %14’ü akciğer kanseri, %15’i ise meme kanseri nedeniyle gerçekleşmektedir. Bu nedenle akciğer kanseri, kadınlarda da önemli bir sağlık sorunudur.
Akciğer kanserinin diğer kanserlerden en önemli farklarından biri ve belki de en önemlisi, büyük oranda önlenebilir bir kanser olmasıdır. Çünkü akciğer kanseri olgularının yaklaşık %80’inden doğrudan sigara sorumludur. Başka bir deyişle, sigara içme alışkanlığı ortadan kaldırılabilirse, akciğer kanseri görülme sıklığı yaklaşık %80 oranında azalabilir. Bu nedenle akciğer kanseri, önlenebilir ya da büyük ölçüde azaltılabilir bir kanser türüdür.
Sigara dumanında 6.000–7.000’den fazla kanserojen madde bulunmaktadır. Sigara içen kişi dumanı içine çektiğinde, bu kanserojen maddeler tüm akciğere dağılır. Her gün defalarca ve yıllar boyunca süren kanserojen madde ile akciğer hücrelerinin teması sonucunda, zaman içinde akciğer kanseri gelişebilir.
1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren dünyada ve ülkemizde sigara karşıtı kampanyalar, akciğer kanseri farkındalık çalışmaları ve özellikle toplu yaşam alanları ile toplu taşıma araçlarında sigara içilmesinin yasaklanması önemli kazanımlar sağlamıştır. Bu kural çok önemli ve değerlidir. Çünkü bir yandan sigara içen kişilerin sigara içme alanlarını kısıtlayarak daha az sigara içmelerine katkı sağlarken, diğer yandan ve daha da önemlisi, sigara içmeyen kişilerin sigara dumanına maruz kalmasının önüne geçmiştir.
Çünkü pasif içicilik olarak adlandırılan sigara dumanına maruziyet, akciğer kanseri riskini %24–30 oranında artırmaktadır.
Son dünya istatistikleri, toplum bilgilendirme programları, farkındalık çalışmaları ve sigara yasaklarının etkisiyle akciğer kanseri konusunda olumlu gelişmeler olduğunu göstermektedir. Ülkemiz için net rakamlar olmamakla birlikte, Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı veriler gelecek için umut vericidir. Buna göre, 2018 yılında yeni tanı konulan kanser olgularının %11,6’sı akciğer kanseri iken, 2020 yılında bu oran %11,4’e gerilemiştir. Bu gerileme sınırlı olsa da umut vericidir; sigara karşıtı kampanyaların ve yasakların etkisinin görülmeye başladığını düşündürmektedir.
Kanser nedenli ölümler açısından bakıldığında ise, 2018 yılında kanser ölümlerinin %18,4’ü akciğer kanseri nedeniyle gerçekleşirken, 2020 yılında bu oran %18’e düşmüştür. Bu azalma, özellikle akciğer kanserinin tanı ve tedavisindeki yeni yöntemlerin başarısı açısından cesaret vericidir.
Sonuç olarak akciğer kanseri; sık görülmesi ve ölümcül seyredebilmesi nedeniyle diğer kanserlerden ayrılır. Ancak en önemli farkı, büyük oranda önlenebilir bir kanser olmasıdır. Sigara kullanımının azaltılması, pasif içiciliğin önlenmesi, toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalık çalışmalarının sürdürülmesi, akciğer kanseriyle mücadelede en güçlü adımlardır.
Akciğer kanserinde tedavi planı, hastalığın evresine göre yapılır. Aslında evreleme tüm kanser türlerinde önemlidir; ancak özellikle akciğer kanseri gibi solid organ kanserlerinde evreleme daha da büyük önem kazanır. Çünkü hangi hastaya cerrahi tedavi uygulanacağına, hangi hastaya kemoterapi ya da radyoterapi verileceğine hastalığın evresine göre karar verilir.
Akciğer kanseri erken evrede, yani evre 1 ya da evre 2 ise, cerrahi tedavi genellikle ilk adım tedavi olarak uygulanır. Hastalık evre 3 olduğunda ise tedaviye çoğunlukla kemoterapi ya da kemoterapi ve radyoterapi ile başlanır. Kanserin bu tedavilere verdiği yanıta göre, cerrahi tedavi daha sonra tedavi planına eklenebilir. Bu nedenle akciğer kanserinde cerrahi girişimler, özellikle hastalık erken evrede yakalandığında daha anlamlıdır.
Cerrahi tedavi uygulanan evre 1 akciğer kanseri hastalarında ek tedaviye gereksinim duyulmayabilir. Bu hasta grubunda beklenen 5 yıllık yaşam oranı %73–90 düzeyindedir. Bu oran, akciğer kanseri gibi ölümcül seyredebilme potansiyeli olan bir hastalıkta, cerrahi tedavinin başarısını gösteren önemli bir göstergedir.
Akciğer kanserinde cerrahi tedavinin temel hedefi tam rezeksiyondur. Tam rezeksiyon, kanser cerrahisinin vazgeçilmez koşullarından biridir. Tam rezeksiyonun sağlanabilmesi için açık cerrahi ya da minimal invaziv cerrahi yöntemler kullanılabilir. Minimal invaziv yöntemler, kamera yardımlı cerrahi veya robot destekli cerrahi şeklinde uygulanabilir.
Açık cerrahide, hastanın kaburgaları arasından yaklaşık 15–20 cm uzunluğunda bir kesi yapılır. Minimal invaziv cerrahilerde ise bu girişimler için özel olarak üretilmiş aletlerin ya da robot kollarının göğüs boşluğuna girebilmesi amacıyla yaklaşık 2–3 cm’lik küçük delikler açılır.
Minimal invaziv yöntemlerin en önemli üstünlüğü, ameliyat sonrası hastanın daha az ağrı hissetmesi ve daha kısa sürede normal yaşamına dönebilmesidir. Günümüzde kanser hastaları yalnızca yaşamak değil, aynı zamanda uzun ve konforlu bir yaşam sürdürmek istemektedir. Minimal invaziv cerrahi yöntemler, hastalara ameliyat sonrası dönemde daha yüksek yaşam konforu sunabilmektedir. Bu yöntemlerin en büyük dezavantajı ise maliyetlerinin yüksek olmasıdır.
Sonuç olarak, akciğer kanserinde cerrahi tedavi özellikle erken evre hastalarda anlamlı ve etkilidir. Evre 1 ve evre 2 akciğer kanserinde cerrahi tedavi genellikle ilk seçenek olarak uygulanırken, evre 3 hastalarda kemoterapi veya kemoterapi-radyoterapi sonrası alınan yanıta göre cerrahi tedavi değerlendirilebilir. Cerrahi tedavide temel amaç tam rezeksiyonun sağlanmasıdır. Günümüzde açık cerrahinin yanı sıra, kamera yardımlı ve robot destekli minimal invaziv cerrahi yöntemler sayesinde hastalara daha az ağrılı, daha konforlu ve daha hızlı iyileşme imkânı sunulabilmektedir.
Akciğer kanseri evre 1 veya evre 2 ise, ilk basamak kanser tedavisi genellikle cerrahi tedavidir. Ancak cerrahi tedavi kararı verildikten sonra, hastanın ameliyata uygun olup olmadığı ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede öncelikle hastanın solunum kapasitesi incelenir. Bunun yanı sıra, başta kardiyak hastalıklar olmak üzere varsa diğer ek hastalıklar da cerrahi risk açısından gözden geçirilir.
Tıbbın temel ve ilk kurallarından biri zarar vermemektir. Bu nedenle akciğer kanseri tanısı alan bir hastada, tanıdan sonraki ilk aşama evrelemedir. Evreleme sonucunda hastanın cerrahi tedavi adayı olduğu düşünülüyorsa, bir sonraki aşama hastanın planlanan ameliyat için uygunluğunun değerlendirilmesidir.
Bu süreçte ilk olarak hastanın akciğer kapasitesi değerlendirilir. Eğer hastanın solunum kapasitesi yapılacak ameliyat için uygunsa, başta kalp sağlığı olmak üzere diğer organ sistemleri ve mevcut ek hastalıklar da ayrıntılı olarak incelenir. Gerekli durumlarda, ek hastalıklar için cerrahi öncesinde medikal tedaviler uygulanabilir.
Tüm bu değerlendirmelerin sonunda hasta, Ankara Tıp Göğüs Cerrahisi’nde, alanında deneyimli hocaların da katıldığı multidisipliner konseyde ele alınır ve cerrahi tedaviye ilişkin son karar burada verilir. Çünkü akciğer kanseri tedavisinde en doğru yaklaşım, hastanın durumunun farklı uzmanlık alanları tarafından birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Bir başka ifadeyle, akıl akıldan üstündür ve multidisipliner değerlendirme, hastaya en güvenli ve en uygun tedavi yolunu sunmak açısından büyük önem taşır.