Akciğerin Cerrahi Tedavisi
Akciğer
Anatomisi
Göğüs Cerrahisinde
Yaklaşım Seçenekleri
Postoperatif
Bakım
Postoperatif
Komplikasyonlar
Uzmanlık Alanları

Pulmoner rezeksiyon ameliyatları sonrasında görülen postoperatif komplikasyonlar, hafif seyirli sorunlardan yaşamı tehdit eden ciddi tablolara kadar geniş bir yelpazede değişebilir. Erken ve agresif akciğer bakımı ile etkili ağrı yönetimi, en deneyimli merkezlerde bile komplikasyonların büyük bölümünü önlemeye yardımcı olur; ancak tüm komplikasyonların tamamen ortadan kaldırılmasını garanti etmez.

Pulmoner rezeksiyon sonrası en yıkıcı komplikasyonlardan biri, pnömonektomi sonrası gelişen akciğer ödemidir. Bu tablo, pnömonektomi geçiren hastaların yaklaşık %1–5’inde görülür. Sağ pnömonektomi sonrası, sol pnömonektomiye kıyasla daha sık ortaya çıkar.

Klinik olarak hastalarda solunum sıkıntısı belirtileri, cerrahiden sonraki saatler veya günler içinde gelişebilir. Radyografik değerlendirmede ise diffüz interstisyel infiltrasyonlar veya alveolar ödem izlenebilir.

Pnömonektomi sonrası akciğer ödeminin patofizyolojisinde; etkilenen akciğerde lenfatik drenajın azalması, geçirgenliğin artması ve filtrasyon basıncını artıran faktörler rol oynar. Bu nedenle, perioperatif dönemde intravenöz sıvıların dikkatli ve akılcı kullanılması büyük önem taşır. İntraoperatif ve postoperatif hipotansiyon yönetiminde, sıvı yüklemesi yerine vazopresör ajanların tercih edilmesi, bu sendromun gelişimini önlemede kritik bir yaklaşımdır.

Tedavide ventilatör desteği, sıvı kısıtlaması ve diüretik kullanımı yer alır. Uygun altyapıya sahip merkezlerde ekstrakorporeal membran oksijenizasyonu (ECMO) hayat kurtarıcı olabilir. Bununla birlikte, agresif tedaviye rağmen bu sendrom için neredeyse %100 mortalite bildirilmiştir.

Pulmoner rezeksiyonlardan sonra görülebilecek diğer önemli komplikasyonlar arasında hava kaçağı ve bronkoplevral fistül bulunur. Bu iki durum birbirinden tamamen farklı komplikasyonlar olmakla birlikte, klinik olarak ayırt edilmeleri her zaman kolay olmayabilir.

Özellikle amfizematöz akciğeri olan hastalarda, pulmoner rezeksiyon sonrası hava kaçağı sık görülür. Bu durum, fibrozis ve yüzey hasarını iyileştirmesi beklenen kan desteğinin bozulmasına sekonder olarak gelişebilir.

Beş günden uzun süren hava kaçakları, uzamış hava kaçağı olarak değerlendirilir. Bu olgularda tedavi seçenekleri arasında düşük basınç ve aralıklı vakum uygulamaları, göğüs drenajının sürdürülmesi ve talk pudra veya doksisiklin gibi ajanlarla plöredez yapılması yer alır. Bu yaklaşımlar, hava kaçağına bağlı olarak akciğerin total kollapsını önlemeyi amaçlar.

Ancak plöredez yalnızca, akciğer ekspansiyonunun vakum veya sualtı drenaj sistemi ile tamamen sağlandığı hastalarda etkili olabilir. Akciğer grafilerinde ısrarcı pnömotoraks bulunan hastalarda, plöredezden fayda beklenmez; çünkü bu durumda akciğer ile parietal plevra arasında yapışma gelişmesi için gerekli temas mevcut değildir.

Kaçak miktarı orta veya ciddi düzeydeyse, özellikle immünsüpresyonu olan, indüksiyon kemoterapisi veya radyoterapi almış hastalarda, rezeksiyon güdüğünde bronkoplevral fistül olasılığı akla gelmelidir.

Bronkoplevral fistülden şüphelenildiğinde, bronş güdüğünün değerlendirilmesi amacıyla fleksibl bronkoskopi yapılır. Tedavi seçenekleri arasında uzamış göğüs drenajı veya yeniden operasyon ile güdüğün kapatılması bulunur. Re-operasyon sırasında güdüğün desteklenmesi için interkostal adele flebi veya pediküllü serratus adele flebi kullanılabilir.

Fistül çok küçükse, özellikle 4 mm’den küçük bronkoplevral fistüllerde, bronkoskopik olarak uygulanan fibrin yapıştırıcılar bazı hastalarda deliğin kapatılmasında başarılı sonuçlar sağlayabilir.

Bu hastalarda çoğu zaman tabloya ampiyem de eşlik eder. Ampiyem varlığında açık drenaj gerekebilir.