Obezite ve Kanser İlişkisi

1-Obezite ve kanser arasında ilişki var mı?

Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. Obeziteden korunmak için sağlıklı ve dengeli beslenmek koşuldur. Sağlıklı beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Yani dengeli beslenmek; karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

Bireylerin, yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır yani yaşam boyu hep aynı miktarda yemek yemeliyiz!

Sağlıklı bir yaşam için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır. Günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır özellikle pandemi ile günlük hareketler daha da sınırlanmıştır ve kısa sürede obezite daha önemli soruna dönüşmüştür.

Obezite; vücut sistemlerini başta endokrin sistemi, kardiyovasküler sistemi, solunum sistemi, sindirim sistemi ve genitoüriner sistemi etkiler. Bunların sonucunda depresyon, uyku apnesi, astım, reflü, safra kesesi taşları, HT, insülin denci, DM, polikistik over gibi pekçok sorun artması yanı sıra obezite; menenjiom, tiroid, multiple miyelom, karaciğer, safra kesesi, yemek borusu, mide, pankreas, kolon, rektum, böbrek kanserini riskini artırırken kadınlarda ise meme, yumurtalık ve endometrium kanseri riskin artırır. Obez kadınların kansere yakalanma riski normal kilolu kadınlara göre %40 daha fazla olduğunu bildiren çalışmalar var. Erkeklerde ise prostat kanseri artışına neden olabilir.

Günümüzde kansere neden olan en önemli çevresel faktör sigaradır, sonra ise obezite gelmektedir. Dünya genelinde obezitenin artış hızı gözönünde tutulursa obezite yakın gelecektte  tüm dünyada birincil kanser etkeni olacağı tahmin edilmektedir

Obez olan bireylerin düzenli beslenme ve egzersiz sonucu zayıflaması ile kanser risklerinde azalma olduğu gösterilmiştir. Kilo artışı ile kanser ilişkisinde suçlanan en önemli mekanizma insülin direnci ve insülin benzeri maddenin aşırı salınmasıdır. Kilo veren ve sağlıklı yaşama adım atan bireylerde bu mekanizma tersine dönmektedir.

2-Yemek borusu kanserleri ile obezite arasında ilişki var mı?

Bu kanserlerden biride biz göğüs cerrahlarınca tedavi edilen yemek borusu kanserleri özellikle kardia tümörleri denilen yemek borusunun alt ucu kanserleridir. Özofagus ve kardiya adenokanserleri, görülme sıklığındaki hızlı armakta; son 40 yılda %350’lik bir artış oldu ve artış devam etmekte. Yemek borusu adenokanserleri görülme sıklığı erkeklerde kadınlara göre 6-8 kat daha yüksek ve benzer şekilde, kardia adenokanderleri erkekler kadınlardan 3-5 kat daha fazla.

Bu kanserlerin nedenleri; yaşam tarzı, obezite, reflü ve beslenme alışkanlıkları önemli ol oynar.

Obezite

Özofagus adenokanserleri ile obezite arasında güçlü bir şekilde ilişkili olduğu ortaya çıkan pekçok çalışma var. Vücut kitle indeksi;basitçe, bir kişinin kilosunu, boyunun karesine bölünmesidir ve kilo artıkça artar. VKİ kabaca 20-25 olması normal kabul edilebilir, VKİ artması kilo artışı yani obezite anlamına gelir. VKİ>30 olanlarda, VKİ<22 olanlara göre yemek borusunun adenokanseri riski 16 artar. Yani obezite, hem özofagus adenokanseri hem de kardia kanserileri arasında güçlübir ilişki vardır.

Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) ya da kronik reflü, yemek borusu adenokanseri için en güçlü risk faktörlerinden biri olup genellikle obezite ile birliktedir. Ama, reflü, kardia adenokanseri ile bağlantısı daha azdır.

Yani obezite yemek borusunun adenokanserlerini doğrudan artırırken reflüyü artırarak dolaylı olarak da artışa neden olur.

Yemek borusunun adenokanselerinde tek etken obezite değil, alkol-sigara, midede ülserlere neden olan helikobakter pilori efeksiyonu,

3-Obez hastada cerrahi girişim ve ameliyat sonrası süreç  daha riskli midir?

Ülkemizde ve dünya çapında obezite, son on yılda artan bir salgın olmuştur. Özellikle Pandemi sürecinde bireylerin hareketlerinin azalması ya da kısıtlanması ile obezite daha da önemli sorun oldu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye nüfusun %31,5’u kilolo ve %34’nün ise aşırı kilo sorunu var.  Buna göre Türkiye’de obez vatandaşların sayısı nüfusun yüzde 65’ini oluşturuyor. Kadınlarda obezite %39,1 iken  erkeklerde ise % 24,6 daha az ama aşırı kilolu,  erkeklerde bu oran %39,9 kadınlarda ise %27,6.

Ayrıca obezitenin, cerrahi müdahalelerle ilişkili riskler açısından önemli sonuçları vardır. Obezite, cerrahi riskler oluşturabilir. Obez hasta popülasyonlarında hipoventilasyon sendromları, kardiyak aritmiler, yara iyileşme komplikasyonları ve proinflamatuar durumlar yaygındır, ancak protein sentezi etkinliğindeki eksiklikler ve travmaya yanıt olarak artan kas katabolizması gibi diğer anormallikler de yaygındır, kanser için cerrahi gereken hastalarda cerrahiye devam etmekte tereddüt etmelerine neden olabilir. Travmada obez hastalar, obez olmayan hastalara oranla daha yüksek mortalite ve morbidite riski vardır.

Artan obezite insidansı, özellikle kardiyovasküler hastalık, kas-iskelet sistemi bozuklukları, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, uyku apnesi ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıkların gelişme riski ile ilişkili olduğu düşünüldüğünde önemli bir sağlık sorunudur. Obeziteye eşlik eden bu hastalıklar ameliyat sırasında ve sonrasında yaşamı tehdit eden sorunlara neden olabilir. Özellikle obezite genç yetişkin nüfusta genel olarak yaşam beklentisini azalttı.

Ayrıca obesite,  postoperatif yani ameliyat sonrası cerrahi komplikasyon riskini artırabilir. Ek olarak, obezitenin kendisinin cerrahi işlem sırasındaki teknik sorunlarla ilgili önemli etkileri vardır. Her ne kadar hastaları bu komplikasyonlardan korumak için da klasik açık cerrahiye alternatif olarak minimal invaziv göğüs cerrahisi yöntemler (yani video yardımlı göğüs cerrahisi (VATS) ya da Robotik cerrahi) daha çok tercih edilse de bunlar sorunu azaltsa da ortadan kaldırmıyor. Obezite, özellikle pulmoner ile ilgili olanlar olmak üzere, daha yüksek oranda komplikasyon ile ilişkilendirilmiştir.

Obez hastalarda pulmoner komplikasyon riskini artırabilecek rezidüel kapasitede azalma, hava yolu direncinde artış ve göğüs duvarı kompliansında azalma mevcuttur. Ayrıca obez hastaların %40’ından fazlasında Obstrüktif Uyku Apne Sendromu vardır ki bu ameliyat sonrası sorunları artırabilir.

Son olarak, ilaç metabolizması normal ve obez hastalar arasında büyük farklılıklar gösterebilir; sonuç olarak, titrasyon ve dikkatli dozlama zorunlu olmalıdır.

Obez hastalar, eşleştirilmiş obez olmayan hastalarla karşılaştırıldığında daha yüksek solunum komplikasyonları insidansı sergilemiştir.

Obezite aslında taburculuk için bağımsız bir risk faktörüydü.

Bununla birlikte, obez hastalarda bağımsız olarak artan postoperatif pulmoner yetmezlik ve pnömoni riski göz önüne alındığında, perioperatif dönemde agresif profilaktik solunum tedavisine dikkat edilmelidir.

Ancak bütün bu söylenenler zayıflığı önerdiğimiz ya da kutsadığımız anlamına gelmemelidir. Aşırı zayıflıkta aşırı kilolu olmak kadar sorunludur. Hatta biraz kilolu olmanın kanserli hastalarda yaşam süresi açısında olumlu etkileri olduğuna hakkında yayınlar vardır. Obezite paradoksunun temeli net olarak aydınlatılamamıştır, ancak koruyucu etki periferik vücut yağı ve azaltılmış inflamatuar yanıt literatürde bildirilen yaygın varsayımlardır. Yanı hafif kilolu olmak ile obezite ya da şişmanlık farklı kavramlardır.

Bununla birlikte, ameliyat sonrası en yüksek ölüm oranı, şiddetli VKİ değerlerinde (hem morbid obezite hem de ciddi düşük kilolu) sözkonusudur.

Obezitede  akciğer ameliyatları sınrası gözlenen majör pulmoner komplikasyonları %30’lara yükselebilir.